Gönderen Konu: Hz. Peygamber (s.a.s.)’in miraç mucizesi hakkında bilgi verir misiniz?  (Okunma sayısı 463 defa)

Çevrimdışı akademikfetvalar

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 800
    • Profili Görüntüle
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in miraç mucizesi hakkında bilgi verir misiniz?

Kur’an-ı Kerim’de Miraç ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır: “Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra, 17/1)

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürülmesi şeklinde gerçekleşen olağan üstü olay İslâmî kaynaklarda, metindeki ilgili fiilin masdarı olan ve “geceleyin yürüme, gece yolculuğu” anlamına gelen “İsrâ” kelimesiyle anılır. Bu yolculuğun, hadislerde anlatılan “göklere yükseltilme” safhasının da dahil olduğu tamamı ise “yükselme, yukarı tırmanma” anlamındaki urûc kökünden türetilmiş olan ve “yükselme vasıtası, aleti” mânasına gelen mi’râc kelimesiyle ifade edilir.

Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Peygamber olmasıyla birlikte putperestlerin Müslümanlar üzerinde kurduğu baskılar, muhtemelen risâletin 6. yılından itibaren Peygamber ailesiyle az sayıdaki Müslümanlara karşı ekonomik ve sosyal bir boykota dönüştü. Üç yıl süren ve büyük acılara sebep olan bu boykotun ardından Rasûlüllah, kısa aralıklarla eşi Hz. Hatice ile amcası ve hamisi Ebû Talib’i kaybetti. Dolayısıyla bu yıla Hüzün Yılı denildi. Bu acılı olayların ardından Allah Teâlâ, bir bakıma Resulünü, sabır ve tahammülü dolayısıyla hem teselli etmek hem de ödüllendirmek istedi ve bunun için genellikle Mi’rac diye anılan büyük mûcizevî olayı gerçekleştirdi.

İsrâ sûresinin 1. âyeti ile Necm sûresinin ilk âyetleri Mi’rac olayına işaret etmektedir. Aynı konuda hadis mecmualarında da kırk beş kadar sahâbî vasıtasıyla bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.)’den bilgiler nakledilmiştir. Ancak özellikle bu hadislerdeki ayrıntılı mâlûmat değişik yorumlara yol açacak nitelikte olduğu için, Mi’racın tarihi ve nasıl cereyan ettiği hakkında farklı bilgiler verilmiştir.

Konuyla ilgili çok sayıda hadis bulunmakta olup özellikle (Buhârî, “Salât”, 1) ve diğer bablarda yer alan hadislere göre bir gece Hz. Peygamber (s.a.s.) Kâbe’nin avlusunda (diğer bazı rivayetlerde amcasının kızı Ümmühânî’nin evinde) “uyku ile uyanıklık arasında bir durumdayken” Cebrâil yanına geldi, göğsünü açarak kalbini zemzemle yıkadı, sonra Burak denilen bir binek üzerinde onu Kudüs’e götürdü. Rasûlüllah’ı burada önceki bazı Peygamberler karşıladılar ve onu kendilerine imam yaparak arkasında topluca namaz kıldılar.

Daha sonra semaya yükseltilen Rasûlüllah, semanın birinci katında Hz. Âdem, ikinci katında Hz. Îsâ ve Hz. Yahyâ, üçüncü katında Hz. Yûsuf, dördüncü katında Hz. İdrîs, beşinci katında Hz. Hârûn, altıncı katında Hz. Mûsâ, yedinci katında ise Hz. İbrâhim ile görüştü.

Kur’an’da “Sidretü’l-müntehâ” (hudut ağacı) denilen ve bir görüşe göre yaratılmışlarca bilinebilen alanın son sınırını işaretlediği kabul edilen hudut noktasının ötesine, Cebrâil’in geçme imkânı olmadığı için Hz. Peygamber (s.a.s.) refref denilen bir araçla tek başına yükselmesini sürdürdü. Bu sırada kendisine evrenin sırları, varlığın kaderiyle hükümlerin tesbiti için görevlendirilmiş olan meleklerin çalışmaları gösterildi. Nihayet bir beşerin insan olma özelliğini koruyarak Allah’a yaklaşabileceği son noktaya kadar yaklaşmıştır (Necm, 53/8-9).

Peygamber (s.a.s.)’in Rabbine selâm ve ihtiramını arzettiği, Allah’ın da ona selâmla hitap ettiği ve inananlara esenliklerin dile getirildiği “Tahiyyat” duasındaki diyalogun Mi’rac olayı sırasında gerçekleştiği kabul edilir. Mekândan münezzeh olan Allah Teâlâ ile Kur’an’ın “âlemlere rahmet” olarak gönderildiğini bildirdiği Hz. Muhammed (s.a.s.) arasında, insan idrakinin kavramaktan âciz olduğu bir şekilde gerçekleşen bu buluşma sırasında Rasûlüllah’a, içlerinden günahkâr olanlar-eğer affedilmezlerse- bir süre cehennemde cezalandırıldıktan sonra bütün ümmetinin cennete kabul buyrulacağı müjdelendi; ayrıca kendisine bir hediye olarak Bakara sûresinin halk arasında “Âmene’r-resûlü...” diye başlayan 285-286. ayetler inzal edildi.
Miraçta İslâm’ın temel ibadetlerinden beş vakit namaz emredildi. Ayrıca bazı rivayetlere göre Mi’racdan dönüş sırasında Hz. Peygamber (s.a.s.)’e cennet ve cehennem ile buralarda bulunacak insanların durumları gösterildi. Nihayet Hz. Peygamber (s.a.s.) Mekke’den ayrıldığı noktaya getirildi.

Miracın uykudayken veya uyanık iken ruhen vuku bulduğunu söyleyenler de olmuştur. Birinci görüş kabule şayan görülmekle birlikte bu ikinci görüşün benimsenmesi de olayın değerini ve önemini azaltmaz. Çünkü genel bir ilke olarak vahiy yollarından birinin de rüya olduğu kabul edilir.