Gönderen Konu: Şarap fabrikasına üzüm satmak caiz midir?  (Okunma sayısı 817 defa)

Çevrimdışı akademikfetvalar

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 800
    • Profili Görüntüle
Şarap fabrikasına üzüm satmak caiz midir?
« : Kasım 15, 2016, 10:38:48 ös »
Şarap fabrikasına üzüm satmak caiz midir?

Aslen helal olan bir şeyi; harama dönüştüreceği, ya da kötüye kullanacağı bilinen kimseye hammadde satışı konusunda İslam âlimleri iki görüş ortaya koymuşlardır. Konu, ilgili kaynaklarda genel olarak üzüm ve şıra örneğinde ele alınmıştır.

Ebû Hanîfe’ye göre üzüm veya şıranın, bunları şarap yapacağı bilinen bir kimeyse satılmasında bir sakınca yoktur. Çünkü üzüm ve üzüm suyu temiz ve helal olup bunların satılması ve parasının kullanılması caizdir. Burada satıcı kötü bir kasıt taşımamaktadır. O, sadece malını satıp ücretini elde etmek istemektedir. Alıcının maksadı ise kötüdür; aldığı üzüm ve şıradan şarap yapmak istemektedir (Zeylaî, Tebyînü’l-hakâık, VI, 28; Fetâvâ-yı Hindiye, III, 110). Kur’an’da da ifadesini bulduğu gibi “Hiçbir günahkâr da diğerinin günahını çekecek değildir” (Zümer, 39/7). Nitekim, üzüm asmasını, elde edeceği üzümden şarap yapacak olan kimseye; yine bir araziyi, şaraplık üzüm asması dikecek olan kimseye satmak caizdir.

Ebû Hanîfe’nin kıyasa/genel hukuk mantığına dayalı görüşü böyle olmakla birlikte, onun iki talebesi İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed “istihsan” yolu ile yani şekle uygun gibi görünen kıyası terk etmeyi gerektiren daha önemli bir içerik ve sebep dolayısıyla bu tür satışları mekruh görmüşlerdir. Çünkü üzümü ya da şırayı, onu şaraba çevirecek birine satmak bir günaha destek ve imkân sağlamak anlamına gelir. Şu halde üzümün şarap imalatçısına satılması şarap üretim ve tüketiminin artmasına sebep olacak, satılmaması ise bunu önleyecektir (Serahsî, el-Mebsût, XXIV, 49).

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre üzüm veya şıranın, bunlardan şarap üreteceği bilinen bir kimeyse satılması haramdır. Çünkü bu tür bir satış; şarap gibi Allah’ın imal ve kullanımını yasakladığı bir şeyin yapılmasına yardım ve destek anlamı taşımaktadır. Oysa Cenab-ı Hak “İyilik ve takva üzere yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın” (Mâide, 5/2) buyurmuştur (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, II, 37, 38; İbn Rüşd el-Ced, el-Beyân ve’t-tahsîl, IX, 394-395; İbn Kudâme, el-Muğni mea’ş-şerhi’l-kebîr, IV, 306).

Görüldüğü gibi İslam âlimleri farklı bakış açılarından hareketle konu hakkında, birbirine zıt iki farklı görüş ortaya koymuşlardır. Bu durum, söz konu satışın helal olup olmadığı konusunda en azından bir şüphenin var olduğunu ortaya koymaktadır. Şüpheli şeylerden kaçınmak ihtiyata uygun olur. Hz. Peygamber (s.a.s.) “Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene bak! “ (Tirmizî, Kıyâmet, 60). “Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli şeyler vardır. Bunlardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Sakınmayanlar ise zamanla harama düşerler...” (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107) buyurmuştur.

Bununla birlikte üreticinin üzümü sattığı kimsenin, bunu içki üreticisine satması halinde sorumluluk üreticiye değil, bu konuda aracılık yapana ait olur (Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, VI, 28).

Yukarıdaki bilgiler ışığında denilebilir ki, üzüm üreticilerinin alternatif pazarlar aramaları ve ürünlerini bu pazarlarda değerlendirmeleri ihtiyat açısından daha uygun olur.