HAC VE UMRE MATERYALLERİ > HAC VE UMRE SORULARI-CEVAPLARI

İrfan Yücel Hac Rehberi Kavramlar ve Sorulara Cevaplar

(1/1)

vaizler34:
'İrfan Yücel Hac Rehberi Kavramlar ve Sorulara Cevaplar'

 'DİYANET YENİ HAC REHBERİNE ULAŞMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN



İrfan Yücel Hac Rehberinden

Konu adları; Sahifesi
Makam-ı İbrahim ve Hacer-i Esved taşlarının bulunuşu ; 10
Kabe ve bölümleri; 12
Hatim ve Hıcr-i Ismail neresidir? Ne zaman Kabe'den ayrıldı?; 13
Kabe kapısı ve Mültezem nedir?; 13
Hacer-i Esved ne zaman istilam edilir? Hükmü nedir?; 14
Makam-ı İbrahim'in hikmeti nedir? Taşı kim ne zaman kullanmıştır?; 15
Harem ve Hill Bölgeleri neresidir?; 22
Meş'ari'l-Haram neresidir?; 26
Mescid-i nebevide namazın fazileti; 28
Ravza-i mütahhare; 29
Mescid-İ Nemire, Mescid-İ Hayf, ; 30
Tavaf Namazı ve Kerahat Vakti, Nerede kılınır?; 31
Iztıba nasıl ve ne zaman yapılır?; 33
Remel nasıl ve ne zaman yapılır? .; 34
İstilam nasıl yapılır?; 34
Safa Merve arası kaç metredir? Mes’a neresidir?; 34
Sa'y nasıl ve ne zaman yapılır?; 35
Hervele nasıl ve ne zaman yapılır? Hükmü nedir?; 35
Edasının şartlarından biri eksik olursa yerine bedel gönderebilir?; 45
Hanefilerde İhram için niyet ve telbiye şarttır. Diğer mezheplerde ise niyet yeterlidir.; 47
Niyetinin Hac mı Umre mi Olduğunu belirlemezse; 48
Mikatı ihramsız geçen biri cezadan nasıl kurtulur?; 52
Zülhuleyfe hakkında bilgi.; 53
Harem ve Hill bölgesi dışına çıkıldığında ihram gerekir mi? Cidde gibi.; 55
İhramlının Vücudu ile İlgili Yasaklar; 56
Dikişli giymekten kasıt nedir?; 56
İğne ile ihramı tutturmak; 57
Harem bölgesi ile ilgili yasaklar ihramlı ve ihramsız da vardır; 59
İhramlıya Yasak Olmayan Fiil ve Davranışlar; 59
Başın yorganla örtülmemesi gerekir.; 59
Arafat vakfesinin şuurlu olması şart değildir.; 63
Arafat’ta Öğle ve İkindi Namazları'nın "Cem-i Takdîm ile Kılınması; 65
Cem-i Takdim Ebu Hanife'ye göre çadırlarda yapılmaz. Diğerlerine göre ise kılınır. Hükmü sünnettir; 66
Diğer mezheplerde Arafat’ta Öğle ve İkindi Namazları'nın "Cem-i Takdîm ile Kılınması; 66
Rüknü Yemani istilam edilir mi?; 71
Tavafta şavtların peşpeşe yapılmasının hükmü sünnettir?; 72
Ziyaret Tavafının vakti ne zaman başlar ne zaman biter? Dipnot l8- Hanefiler için; 76
Hanefi Mezhebinde haccın vaciplerinin terk edilmesini meşru kılan sebepler (Dip); 79
Sa'yin tavaftan hemen sonra yapılması gerekmez.; 86
Müzdelife vakfesinin zamanı; 88
Müzdelife vakfesinden Fecr-i Sadıktan önce ayrılırlarsa güneşten doğmadan önce geri dönmelidirler.; 89
Müzdelife'de cem'i tehir vaciptir. Cemaatle olmasa dahi cem' ile kılınır.; 90
Cem'i te'hir tek ezan ve kametle yapılır.; 91
1. gün şeytan taşlama güneş doğmadan ve battıktan sonra mekruh (Dipnot 12); 95
2.-3. gün şeytan taşlamanın zevalden önce taşlamanın hükmü (Dipnot 13); 96
İlk taşla telbiye biter; 98
Vekaleten taşlatmanın ölçüsü; 99
Baygının taşını arkadaşı veya çocuğun taşını velisi atar.; 99
Taşlamayı 4. gün güneş batıncaya kadar kaza edince borç düşer mi?; 100
Taş-baş-traş sıralaması İmam Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre sünnettir.; 105
Kendisi ihramlı iken başkasını traş etmenin hükmü; 107
Taş atmadan ve kurban kesmeden traş olan ihramdan çıkmış olur.; 108
Veda tavafı yapmadan Mekke'den ayrılan hayızlı kadın; 110
Veda tavafı, -veda tavafına niyet etmediği nafile tavaf da olsa- ziyaret tavafından sonraki ilk tavaftır.; 110
Veda tavafını yapmadan Mikat dışına çıkarsa, dönmesi vacip değil fakat dem var.; 111
Hac hutbeleri Zilhicce'nin 7. günü Kabe'de öğle namazından sonra başlar; 120
Cemarat günlerinde Mina'da gecelemenin hükmü sünnet, üç mezhepte vaciptir; 121
Mezheplere göre en faziletli hac çeşitleri; 140
Erkeklerin İhramı ve ayakkabıları; 142
İhram namazı Nasıl Kılınır; 142
Ziyaret tavafını yıllarca yapmasa da cinsel yasak devam eder (13. Dipnot); 160
İlaç kullanarak ayhalini geciktiren kadınlar tavaf yapabilir. (Dipnot 17); 165
Temettü ve Kıran haclarına niyet edip hayız hali sebebiyle Umre yapamayanlar; 166

Makam-ı İbrahim ve Hacer-i Esved taşlarının bulunuşu (Sh. 10)
Hz. Ismail taş taşıdı, Hz. İbrahim de duvarları ördü. Duvarlar yükselip yerden erişilemez olunca, Hz. İsmail "Makam-ı İbrahim" adı ile ziyaretgah olan taşı getirdi. Hz. İbrahim bu taşı, iskele olarak kullandı. Hz. İsmaiİ'in Ebu Kubeys dağından getirdiği "Hacer-i esved" denilen siyah taşı da Hz. İbrahim, tavafa başlanacak yere işaret olarak, halen bulunduğu köşeye yerleştirdi. Bina tamamlanınca ilk tavafı yapan Hz. İbrahim ve Hz. İsmail:


"- Ey Rabbımız, bizden bu hizmeti kabul buyur, şüphesiz ki sen, duamızı duyuyor, niyyetimizi biliyorsun" diye niyaz ettiler.2/127
Kabe'nin inşası bittikten sonra Cenab-ı Hak Hz. İbrahim'e, bütün insanları haccetmek üzere davet etmesini emretti. (Hac, 27-29)

Kabe (Sh. 12)
Allah'a ibadet olunmak üzere, yeryüzündeki ilk yapılan bina Kabe'dir. Kabe, Mescid-i Haram'ın ortasında duvar uzunlukları 11-12 m. arasında değişen yaklaşık 13 m. yüksekliğinde, taştan yapılmış dört köşe bir binadır. Üzeri, her sene hac mevsiminde yenilenen siyah bir örtü ile örtülüdür.
Köşelerinden çapraz olarak iki hat geçtiği düşünülürse, bu hatların uçları yaklaşık olarak dört aslî yönü gösterir. Bu köşelerden herbirinin ayrı ismi vardır:
Doğu köşesine "Riikn-i Hacer-i Esved" veya "Rükn-i Şarkî", güney köşesine "Rükn-i Yemanî", batı köşesine "Rükn-i Şamî", Kuzey köşesine de "Rükn-i Irakî" denir.
Hatim ve Hıcr-i İsmail neresidir? Ne zaman Kabe'den ayrıldı? (Sh. 13)
Kabe'nin kuzey batı duvarı (Rükn-i Irakî ile
Rükn-i Şamî arası)'nın karşısında, zeminden 1 m. kadar yüksek 1,5 m. kalınlığında yarım daire şeklinde bir duvar vardır ki, buna "Hatîm" ; bu duvar ile Beytullah arasındaki boşluğa "Hıcr" (Hıcr-i Kabe, Hıcr-i İsmail veya Hatîra)" denir.
Hıcr-i Kabe'de namaz kılınır, dua edilir, fakat kıble olarak buraya karşı namaz kılınmaz.
Hz. İbrahim'in yaptığı Kabe binasına bu kısım da dahildi. Peygamberimizin nübüvvetinden 5 yıl kadar önce Kabe'nin Kureyş kabilesi tarafından yapılan tamiri sırasında inşaat malzemesi yetmediği için, bu kısım binanın dışında bırakılmıştır.( Kabe, Hz. İbrahim'in inşasından itibaren muhtelif tarihlerde tamir edilmiştir. Kureyşlilerin bu tamiri, Kabe'nin beşinci tamiridir.) Hz. İsmail ile annesi Hacer'in buraya defnedilmiş oldukları rivayet edilir. Kabe'ye dahil olduğu için, tavafın, bu duvarın dışından yapılması vaciptir. Kabe üzerine yağan yağmur sularının aktığı "Altın Oluk" (Mizab-ı Kabe), Beytullah'ın bu kısma bakan duvarının üst kenarının ortasında bulunur.

Kabe Kapısı (Sh. 13)
Kabe'nin kuzey doğu duvarında (Rükn-i Hacer-i Esved ile Rükn-i Irakî arasında) zeminden 2 m. kadar yükseklikte, "Kabe kapısı" vardır.

Mültezem (Sh. 13)
Bu duvarın, Rükn-i Hacer-i Esved ile kapı arasında kalan kısmına "Mültezem" denir.

Hacer-i Esved (Sh. 14)
18-19 cm. kutrunda, kırmızımsı esmer, parlak bir taştır. Kabe inşa edilirken Hz. İsmail tarafından Ebu Kubeys dağından getirilen bu mübarek taş, tavafa başlanacak yere işaret olmak üzere, halen bulunduğu köşeye konulmuştur.
Tavafa başlarken, her şavtın sonunda ve sa'ye başlarken bu taşı istilam etmek sünnettir. (Sahîh-i Buhari, 2/160, Ist. 1315;,Tecrid Tercemesi, 6/136, (Hadis No-,791)
Hz. Ömer: "Çok iyi biliyorum ki sen, faydası da zararı da olmayan bir taş parçasısın. Eğer Rasülüllah (s.a)'ın öptüğünü görmeseydim, seni öpmezdim" demiştir.

Makam-ı İbrahim (Sh. 15)
Hz. İbrahim'in Kabe'yi inşa ederken iskele olarak kullandığı veya halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Mümkün olursa tavaf namazının burada (Makam-ı İbahim'in arkasında) kılınması efdaldir.

HAREM BÖLGESİ (Sh. 22)
Mekke ve etrafında, bitkileri koparılmamak ve hayvanları avlanmamak üzere sınırları belirlenmiş bölgeye "Harem" denir. Bu sınırların dışında kalan yerlere ise "Hıll" denir. Harem bölgesinin sınırları, Cibril (a.s.)'ın göstermesiyle Hz. İbrahim tarafından belirlenmiş, bu sınırları gösteren işaretler Rasülallah (s.a) tarafından yenilenmiştir.
Harem bölgesinin Mekke'ye en uzak sınırı Cidde istikametindeki "Hudeybiye"; en yakın sınırı ise Medine istikametindeki "Ten'imdir. Harem bölgesinde ikamet edenler, umre için ihrama girmek üzere, genellikle Ten'im'e gittiklerinden buraya "Umre"; buradaki camiye de "Umre Mescidi" denilmektedir.

HILL(Sh. 22)
Harem bölgesi ile mîkat sınırları arasında kalan yerlere "Hıll" denir.

MEŞ'AR-İ HARAM(Sh. 26)
Müzdelife'de Kuzeh dağı üzerinde bir tepedir. Zirvesinde silindir biçiminde "Mîkade" denilen ışıkla aydınlatılmış bir taş vardır. Müzdelife'de yapılan vakfenin Meş'ar-i Haram yakınında yapılması sünnettir.

MESCİD-İ NEBEVİDE NAMAZIN FAZİLETİ (Sh. 28)
Bir hadis-i şerifte: "Benim şu (Medîne'deki) mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki) Mescid-i Haram dışında diğer mescitlerde kılınan bin namazdan (sevab cihetinden ) daha hayırlıdır." buyurulmuştur. (Sahih-i Buhari, 2/57, İst. 1315; Tecrid Tercümesi, 4/249 (Hadis No:605))

RAVZA-İ MÜTAHHARE (Sh. 29)
Mescid-i Nebî'nin Rasülüllah (s.a) Efendimizin kabr-i seadetleriyle minber-i şerif arasında kalan kısmıdır. 10 m. genişlik ve 20 m. uzunlukta 200 metrekarelik pek mübarek bir mahaldir. Bir hadis-i şerifte:
"Evimle minberim arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir." buyrulmuştur. (Sahih-i Buhari, 2/57, İst. 1315; Tecrid Tercümesi, 4/268 (Hadis No:607))
Halk arasında, Rasülüllah (s.a)'in kabr-i saadetlerine de "Ravza-i mütahhare" denilmektedir.

MESCİD-İ NEMİRE(Sh. 30)
Arafat bölgesinde, kuzey-batı tarafı Urene vadisi sınırları içinde bulunan camidir. Urene vadisi sınırları içinde kalan kısmında vakfe caiz değildir.

MESCİD-İ HAYF(Sh. 30)
Mina'da Cemre-i Üla'nın güneyinde bulunan camidir.

TAVAF NAMAZI(Sh. 30-31)
İster farz, iste vacib, ister sünnet veya nafile olsun, bütün tavaflardan sonra iki rek'at namaz kılmak vaciptir. Ancak, haccın veya tavafın vacibi değil, -vitir namazı gibi- müstakil bir va-ciptir. Bu sebeple, terki cinayet sayılmaz ve maddî bir ceza gerektirmez.
Kerahet vakti değilse, tavaf bitince, ara vermeden hemen kılmak efdaldir. Tavaf için kerahat vakti yoktur. Ancak tavaf namazı, farz ve vacip namazların da kılınması mekruh olan, belli üç vakitte kılınmadığı gibi, sabah ve ikindi namazlarının farzları eda edildikten sonra da kılınmaz. (Mebsüt li's-Serahsî, 1/153;Mecmeu'l-Enhur, 1/74; Irşadü's-Sarî, 105 ve 107 )Daha sonra hatta memleketine döndükten sonra kılmakla da vacip eda edilmiş olur; fakat gereksiz olarak geciktirmek mekruhtur.
Tavaf namazının "Makam-ı İbrahim"in arkasından kılınması müstehaptır. Orada mümkün olmazsa, sırası ile Hıcr'de Altınoluk'un altında, veya Hıcr'ın herhangi bir yerinde, yahut Harem-i Şerif'in uygun bir yerinde kılınır. Bu yerlerden hiçbirinde kılınamamışsa, Harem bölgesinde kılınabilir. Harem Bölgesi dışında kılınmakla da vacip eda edilirse de sevap ve fazileti az olur.
İhram namazında olduğu gibi bu namazın da ilk rek'atında Fatiha'dan sonra "Kafirun", ikinci rek'atında "ihlas" sürelerinin okunması efdaldir.

IZTIBA(Sh. 33)
Rida'nın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atmak, böylece sağ omuz ve kolu ihram'ın dışında bırakmaktır. Remel yapılması gereken tavafların bütün savtlarında "ıztıba" sünnettir. Tavaf bitince omuz örtülür; tavaf namazı, omuz örtülü olarak kılınır.
Remel yapılan tavaflar dışında hiçbir zaman ıztıba yapılmaz.

REMEL(Sh. 34)
Erkeklerin, tavafın ilk üç şavt'ında; kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve sür'atli yürümeleridir. Müteakiben sa'y yapılacak tavaflarda "remel" sünnettir. Sonunda sa'y yapılmayacak tavaflarda remel yapılmaz.

İSTİ’LAM (Sh. 34)
Hacer-i esved'i selamlamak demektir. Tavafa başlarken, tavaf esnasında her bir şavtı tamamlayıp hizasına geldikçe ve sa'ye başlanacağı zaman, Hacer-i esved'i istilam sünnettir. Bunun için, Hacer-i esved'e dönüp, namaza durur gibi tekbir ve tehlil ile eller kulak hizasına kadar kaldırılır. "Bismillah, Allah-ü Ekber" denilerek, üzerine konulur ve eller arasından Hacer-i esved öpülür.
İzdiham sebebiyle yaklaşılamazsa, avuçların içi Kabe'ye çevrilmiş halde, eller aynı şekilde kaldırılıp, üzerine konuluyormuş gibi karşıdan işaret edilerek Hacer-i esved selamlanır ve sağ elin içi öpülür.

SAFA VE MERVE
Mescid-i Haram'ın doğusunda yaklaşık 350.m. aralıklı iki tepedir. Güneydeki Safa, kuzeydeki ise Merve'dir. Sa'y, bu iki tepe arasında yapılır.

MES'A (Sh. 35)
Safa ile Merve arasında sa'y yapılan yere "Mes'a" denir.

SA'Y(Sh. 35)
Safa ile Merve arasında gidip gelmektir. Safa'dan Merve'ye "4" gidiş, Merve'den Safa'ya "3" dönüş olmak üzere "7" şavt'tan ibarettir. Bütün tavaflardan sonra sa'y yapmak gerekmez. Hac ve umre "için sadece birer defa sa'y yapılır.

HERVELE(Sh. 35)
Sa'yın her şavtında Safa ve Merve adlı tepeler arasındaki vadî tabanına inildiğinde, yeşil ışıkla işaretli sütunlar arasında, erkeklerin sür'atli, çalımlı ve canlı yürümeleridir. Erkekler için sünnettir. Kadınlar "hervele" yapmazlar.

Edasının şartlarından biri eksik olursa yerine bedel gönderebilir (Sh. 45)
Haccın farz olması için gerekli "8" şarttan başka, bu şartları da eksiksiz haiz olan kimselerin bizzat haccetmeleri farz olur. Söz konusu "8" şart bulunduğu halde, bu "5" şart eksiksiz gerçekleşmediği takdirde, bizzat kendilerinin haccetmeleri farz olmaz; yerlerine bedel göndermeleri; ölümleri halinde kendileri adına bedel, gönderilmesini vasiyyet etmeleri gerekir.
Hanefilerde İhram için niyet ve telbiye şarttır. Diğer mezheplerde ise niyet yeterlidir. (Sh. 47)
Bir kimse, umre veya hacca, yahut her ikisine birden "niyyet" etttikten sonra "telbiye" yaparsa, ihrama girmiş (muhrim) olur. Niyyet eder, fakat telbiye yapmazsa; veya telbiye yapar, niyyet etmezse ihrama girmiş sayılmaz. Malikî, Şafiî ve Hanbelî mezheplerinde, ihrama girmiş olmak için telbiye söylemek şart değildir. Niyyet etmekle ihrama girilmiş olur.

Niyetinin Hac mı Umre mi Olduğunu belirlemezse (Sh. 48)
Bir kimse Kabe ve civarındaki kutsal yerleri ziyaret niyyet ve kasdı ile ihrama girdiği esnada, yapmak istediği menasikin hac mı, umre mi yahut her ikisi mi olduğunu kalben veya lisanen tayin etmezse, Hanefî Mezhebine göre ihramı sahihtir. Bu kimse;
a) Yapmak istediği menasiki henüz tavafa başlamadan tayin ederse, bu tayin müteberdir. Bu tayine göre ibadetini tamamlar.
b) Hangi nüsükü yapacağını tayin etmeden tavafa başlarsa, umre için ihrama girmiş sayılır. Umresini tamamlayınca, ihramdan çıkar. Daha sonra yeniden hac için ihrama girerse, temettu haccı yapmış olur.
c) Hangi nüsükü yapacağını tayin etmeden ve tavaf da yapmadan "Arafat vakfesini" yaparsa, hac için ihrama girmiş sayılır ve itrat haccı yapmış olur.
(Şafiî mezhebine göre, hac veya umre menasikinden herhangi birine başlamadan, mesela tavaf yapmadan önce niyyette tayin zarürîdir. Tayin yapmadan, edasına başlanan hac veya umre menasiki sahih olmaz.)
d) Bir kimse, sözgelimi kendisine rehber olmak üzere beraber haccetmek istediği ilim ve fazilet sahibi bir kimsenin, veya bir arkadaşının yapacağı menasik için ihrama girmek ister de ihrama gireceği esnada onun hangi menasik için niyyet ettiğini bilmezse, "...falan zatın yaptığı menasik için..." diye niyyet etmesi caizdir. Bu şekilde niyyet eden kimsenin ihramı, niyyetinde belirttiği kişinin ihramlandığı menasik için sahîh olur.
Mikatı ihramsız geçen biri cezadan nasıl kurtulur? (Sh. 52)
Mîkatı ihramsız geçmiş olan bir kimse, henüz hac veya umre menasikinden birine, mesela kudüm veya umre tavafına başlamadan, geri dönüp mîkat sınırı dışında ihrama girerse, ceza düşer. Bu kişinin, mutlaka ihramsız geçtiği mikata dönmesi gerekmez; kendisine daha yakın başka bir mîkat'a veya hizasına dönmesi de yeterlidir. Sözgelimi Zülhuleyfe veya hizasından ihramsız geçmiş olan bir kimsenin, Cuhfe yahut Karn'da ihrama girmesi caizdir. Hac veya umre menasikinden birine başladıktan sonra, mîkat sınırına geri dönmekle ceza düşmez.

Zülhuleyfe: (Sh. 53)
Mekke'ye, Medine istikametin-den gelenlerin mîkatıdır. Mekke'ye en uzak mîkat budur. Medine'ye 11, Mekke'ye ise yaklaşık 450 km. mesafededir. Rasülüllah (s.a) Efendimiz Veda Haccında ihrama burada girmiştir. Halen buraya "Abar-ı Ali denilmektedir.

Harem bölgesine veya Mekke'ye ihramsız girmek (Sh. 54)
a. Hanefi ve Malikilere göre, ister hac ve umre, ister ticaret ve ziyaret gibi başka maksatlarla olsun, doğrudan Mekke'ye veya Harem bölgesine girecek olan afakîlerin mîkat sınırını geçmeden ihrama girmeleri vaciptir. Çünkü ihram bu kutsal beldeye tazim için vacip kılınmıştır. Bu konuda hac ve umre için gelenlerle, başka maksatlar için gelenler arasında fark yoktur. Bu durumda olan afakîler, usülüne göre hac veya umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar.
Şafiî Mezhebinde ise, hac veya umre kasdı olmadığında; afakîlerin Harem bölgesine veya Mekke'ye ihramsız girip çıkmaları caizdir.
b.Hıll bölgesinde (mîkat sınırları ile Harem bölgesi arasında) olanların, hac ve umre maksadı dışında, diğer ihtiyaçları için Harem Bölgesine ve Mekke'ye ihramsız girip çıkmaları caizdir. Mîkat sınırları dışına çıkmadıkça, herhangi bir sebeple, Harem Bölgesi dışına çıkmış bulunan Mekkeliler için de hüküm aynıdır.
c. Doğrudan, Harem Bölgesine veya Mekke'ye gitmek kasdı oimaksızın, Hıll Bölgesine girecek olan afakîlerin, mîkatı ihramlı geçmeleri gerekmez. Böylece Hıll Bölgesine ihramsız girmiş olan afakîler, Harem Bölgesine ve Mekke'ye girip çıkma konusunda, Hıll Bölgesinde olanların hükmüne tabi olurlar. Sözgelimi, bir iş için
Cidde'ye, (Cidde Hıll bölgesindedir.) ihramsız gelmiş olan bir afakî, hac veya umre yapmak kasdı olmadığı zaman, Hıll bölgesinde olanlar gibi, Harem bölgesine ve Mekke'ye ihramsız girip çıkabilir ve Kabe'yi ihramsız tavaf edebilir. Cidde'deki işini gördükten sonra, hac veya umre yapmak isterse, bulunduğu yerde (Hıll bölgesinde) ihrama girer. Medine-i Münevvere'ye hacdan önce gitmek üzere Cidde'ye ihramsız gelen bir kimse, herhangi bir sebeple hactan önce Medine-i Münevvere'ye gidemeyip, doğru Mekke'ye gitmek mecbüriyetinde kalırsa, Cidde'de ihrama girer. Bundan dolayı bir ceza gerekmez. Çünkü ilk kasdı, Harem bölgesi değildir.
Hac veya., umrelerini eda edip ihramdan çıktıktan sonra ticaret veya başka bir iş için Harem Bölgesi dışına, mesela Cidde'ye giden afakîler de,  mîkat  sınırlarının  dışına  çıkmadıkça,
Mekke'ye ihramsız dönebilirler. Mîkat sınırları dışına çıkmışlarsa, Hanefî ve Malikîlere göre ihrama girmeden Harem Bölgesine ve Mekke'ye dönemezler. Herhangi bir sebeple mîkat sınırları dışına çıkan Hıll ve Harem bölgesi halkı için de hüküm aynıdır. Onlar da mîkat sınırları dı-şından   Harem bölgesine ancak ihramlı olarak girebilirler. (Fethu'l-kadir, 2/133 ve 2/286)

İhramlının Vücudu ile İlgili Yasaklar (Sh. 56)
1) Saç veya sakal tıraşı olmak, bıyıkları kesmek,
2) Kasık ve koltuk altı kıllarını yolmak veya tıraş etmek,
3) Vücudun diğer yerlerindeki kılları koparmak veya kesmek,
4) Tırnak kesmek,
5) Süslenmek maksadıyla saç sakal ve bıyıkları yağlamak veya kınalamak, saçlara biryantin sürmek. Kadınlar oje ve ruj kullanmak.
6) Vücuda veya ihrama (kadınlar elbiselerine) güzel koku sürmek, kokulu sabun kullanmak.

Giyim ve Giyim Eşyası ile İlgili Yasaklar (Sh. 56)
• Giyim eşyası olarak hazırlanmış (dikilmiş veya örülmüş) şeyleri, normal biçimde giymek. Giyim konusunda yasak olan, dikiş değil, her çeşit giyim eşyasının, normal şekilde giyilmesidir. Normal şekilde giymeksizin, palto, pardesü, gömlek ve benzeri giyim eşyasını, omuza almak veya bunları üzerine örtmek yasak olmadığı gibi, rida ve izar dediğimiz ihram örtülerinde dikiş veya yama bulunması da yasak değildir.
• Bele kuşanılan kemerde, omuza asılan çantada ve ayaklara giyilen topukları ve üzeri açık ayakkabı veya terlikte dikiş bulunmasında hiç bir sakınca yoktur.

• İğne ile ihramı tutturmak (Sh. 57)
Omuzlara örtülen rida'nın uçlarını birbirine bağlamak, veya iğne ile tutturmak caiz,fakat mekruhtur. Buna gerek kalmaması için, izar ve ridanın yeteri kadar geniş ve uzun olanı tercih edilmelidir.
2) Başını ve yüzünü örtmek, takke, bere giymek veya başa sarık sarmak.
3) Eldiven, çorap veya topukları kapalı ayakkabı giymek
Giyimle ilgili bu yasaklar, sadece erkeklere aittir. Hanımlar normal elbiselerini giyerler, ihram süresince, sadece yüzlerini örtmezler.
İhramlı iken "na'l" denilen ve mümkün mertebe ayakların üzerini örtmeyen ayakkabı giymek müstehaptır. Na'l tipi, ayakkabı giyme imkanı olduğu halde, sadece topukları örtmeyen normal ayakkabı giymek mekruhtur. Ayak bileğine bitişik iki tarafa çıkık topukları örten ayakkabı giymek ise cezayı gerektirir.

Harem bölgesi ile ilgili Yasaklar (Sh. 59)
Mekke şehri ve etrafındaki "Harem" denilen bölgenin avının avlanması, bitkilerinin kesilmesi, yeya koparılması, ister ihramlı, ister ihramsız, herkes için yasaktır.

İhramlıya Yasak Olmayan Fiil ve Davranışlar(Sh. 59)
1) Herhangi bir şeyin altında ve gölgesinde oturmak, şemsiye kullanmak,
2) Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak,
3) İhram örtülerini yıkamak veya değiştirmek,
4) Kıl koparmadan kaşınmak, gözde biten kılı veya kırılmış tırnağı koparmak,
5) Diş fırçalamak, sürme çekmek,
6) Diş çektirmek, kan aldırmak, iğne vurulmak, yara üzerine sargı sarmak,
7) Çiçek veya meyva koklamak,
8) Güzel koku satan dükkanda oturmak veya güzel koku satın almak,
9) Yüzük, kol saati takmak ve silah taşımak,
10) Bele kemer bağlamak, omuza çanta asmak, (İster dikişli, ister dikişsiz olsun.)
11) Kollarını giymeden palto veya ceket gibi dikilmiş bir elbiseyi omuzlarına almak.
İhramlı Erkeğin başını yorganla örtmesi (Sh. 59)
12) Yorgan, battaniye veya herhangi bir örtü ile, yüz ve baş hariç, vücudun diğer kısımlarını örtmek, (Ayaklara ayakkabı ve çorap giyilmez; fakat örtülmesinde bir sakınca yoktur.) ''
13) Balık vb. su ürünlerini avlamak,
14) Kendi emri olmadan, ihramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek,
15) Karga, çaylak, yılan, akrep, fare, sinek, karınca, pire, arı, kene, keler, kelebek, kaplumbağa gibi av hayvanı olmayan hayvan ve haşerelerle, kuduz ve saldırgan köpek, kurt ve kaplan gibi yırtıcı hayvanları öldürmek,
Yasak değildir.

Arafat vakfesinde şuurlu olmak şart değildir(Sh. 63)
" Arafat vakfesinde niyyet, akıl ve bilgi (Arafat'ta bulunduğu ve vakfe yaptığını bilmek) şart değildir. Bu itibarla belirlenen sürenin bir cüz'ünde ister abdestli, ister abdestsiz, ister şuurlu, ister şuursuz, ister uyanık, ister uyku veya koma halinde olsun, Arafat sınırları içinde bulunan bir kimse Arafat vakfesini yapmış sayılır.

Arafat’ta Öğle ve İkindi Namazları'nın "Cem-i Takdîm ile Kılınması (Sh. 65)
Cem-i takdîm, ikincisinin henüz vakti girmeden, iki vakit namazı birlikte kılmaktır.
Hac'da arafe günü Arafat'ta öğle ve ikindi namazlarını öğle vaktinde "cem-i takdîm" ile kılmak sünnettir.
Ebu Hanîfe'ye göre, öğle ve ikindi namazlarının cem-i takdîm ile kılınabilmesi için;
a) Arafe günü, "hac için ihramlı olarak Arafat'ta bulunmak" şartından başka,
b) Mescid-i Nemire'de "Arafat hutbesi"ni okuyan imamın arkasında "cemaat-i kübra" ile kılın mış olması da şarttır.
Cem-i Takdim Ebu Hanife'ye göre çadırlarda yapılmaz. Diğerlerine göre ise kılınır. Hükmü sünnettir. (Sh. 66)
Bu itibarla, Ebu Hanîfe'ye göre öğle ve-ikindi'yi bulunduklah çadırlarda cemaatle veya münferiden kılanların cem-i takdîm yapmayıp, her namazı kendi vaktinde ayrı ayrı kılmaları gerekir.

Arafat’ta Öğle ve İkindi Namazları'nın "Cem-i Takdîm ile Kılınması (Sh. 66)
Şafiî, Malikî, ve Hanbelî mezhebleri ile Ebu Yüsuf ve İmam Muhammed'e göre ise, Arafe günü hac için ihramlı olanların Arafat'ta öğle ve ikindi namazlarını "cem-i takdîm" ile kılabilmeleri için, Nemire mescidi'nde, cemaat-ı kübra ile "kılmış  olmaları  şart değildir.  Çadırlarda, cemaatle veya münferiden kılanların da cem-i takdîm yapmaları sünnettir.
Öğle ve ikindi namazları "cem-i takdîm" ile kılınırken:
Ezan okununca, önce öğle namazının ilk sünneti kılınır, sonra ikamet yapılarak, öğlenin farzı kılınır. Son sünnet kılınmadan, ikindinin farzı için ikamet yapılır ve ikindinin farzı kılınır. İkindi için ayrıca ezan okunmaz; iki farz bir ezan iki ikametle kılınır.
İki farz arasında başka namaz kılmak mekruh tur. Bu itibarla öğlenin son sünneti ile ikindinin sünneti kılınmaz; fakat her iki farzdan sonra, teşrik tekbirleri getirilir.

Tavafın Sahîh Olmasının Şartları
Şavtların çoğunu, yani en az dördünü yapmış olmak. Diğerleri eksik bırakılırsa tavaf sahih olur. Fakat eksik kalan her şavt için ceza gerekir.
Diğer üç mezhepte, yedi şavtın hepsi rükündür. Bir adım bile eksik bırakılırsa, tavaf sahîh olmaz.  Sünnet ve nafile tavaflarda, şavtların ister azı, ister çoğu terk edilsin, ceza gerekmez.
Tavaf namazının terki
Tavaf namazı aslında tavafın vaciplerinden olmayıp, vitir namazı gibi, müstakil bir vaciptir. Bu sebeple terkinden dolayı ceza gerekmez.
Tavafın ceza gerekirse yeniden yapılırsa, ceza düşer
Tavafın vaciplerinden biri mazeretsiz terkedilirse, ceza gerekir. fakat tavaf sahih olur. Tavaf yeniden yapılırsa, ceza düşer. Mazeret sebebiyle terkinden dolayı ceza gerekmez. Kasden terk edilmesi ise tahrimen mekruhtur.

Rükn-i Yemanî istilam edilir mi?
Rükn-i Yemanî de aynı şekilde, yani her iki elin veya sadece sağ elin avucu sürülerek istilam edilir, fakat öpülmez. El sürerek istilam için yaklaşmadığı takdirde, uzaktan istilam gerekmez"  Bu sünnet değil, müstehaptır. Rükn-i Irakî ve Şamîde ise, istilam yoktur.

Tavafta şavtların peşpeşe yapılmasının hükmü sünnettir?
Müvalat: Tavafın bütün şavtlarını ara vermeden, peşpeşe yapmak.
Tavaf esnasında, farz namaz için ikamet yapılması, abdestin bozulması veya tavafı bırakmayı gerektiren başka bir mazeretin çıkması durumlarında, tavaf olduğu yerde bırakılıp; kalan kısım sonra tamamlanabilir.

Ziyaret Tavafının vakti ne zaman başlar ne zaman biter?
Ziyaret tavafının vakti, kurban bayramının ilk günü, fecr-i sadık'tan başlayıp, ömrün sonuna kadar olan zamandır, Arafat vakfesinden sonra, her ne zaman yapılsa eda edilmiş sayılır
Ancak Ebu Hanife'ye göre, "Eyyam-ı nahr" denilen kurban kesme günlerinde (Bayramın 3'üncü günü güneş batıncaya kadar); İmam Malik'e göre ise Zilhicce ayı içinde yapılması vaciptir. Mazeretsiz daha sonraya bırakılırsa ceza gerekir.
İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre ise; ziyaret tavafının eyyam-ı nahr'da eda edilmesi, vacip değil, sünnettir. Mazeretsiz daha sonraya bırakılması mekruhtur; fakat ceza gerekmez. Şafiî ve Malikî Mezheplerinde de hüküm budur.
Bayramın ilk günü yapılması ise efdaldir.
Hanefî ve Malikîlere göre, ziyaret tavafının vakti, kurban bayramı sabahı fecr-i sadık ile başlar. Şafiî ve Hanbelîlere göre ise gece yarısından sonra başlar; daha önce sahih olmaz.

Hanefi Mezhebinde haccın vaciplerinin terk edilmesini meşru kılan sebepler (Dip)
Hanefî Mezhebinde, haccın vaciplerinin terk edilmesi konusunda dînen muteber saylan özürler; insanlar tarafından meydana getirilen engeller olmayıp, hastalık, yaşlılık mecalsizlik (aşırı zayıflık), bayılma, kadınlık halleri... gibi semavî engellerdir. Sözgelimi, Arafat'ta vakfe esnasında bayılıp, bayram günleri geçtikten sonra kendine gelen bir kimseye, Müzdelife vakfesi ile remy-i cimar'ı (şeytan taşlamayı) terk etmesi; tıraş ile ziyaret tavafını da geciktirmesi (vacip olan süre içinde yapmaması) sebebiyle ceza gerekmez. Sözü edilen menasiki aynı süre içinde hapsedilmiş olması sebebiyle eda edemeyen kimseye bu menasikten her biri için ceza (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Reddü'l-Muhtar, 2/200; İrşadü's-sarî, 239).

Sa'yin tavaftan hemen sonra yapılması gerekmez.
İhrama girdikten (yani hac veya umre için niyyet ve telbiyeden) sonra yapılması.
Henüz ihrama girmeden, hac veya umre menasikinden hiç biri yapılamaz. Bu sebeple hac sa'yi, hac için; umre sa'yi ise, umre için ihrama girdikten sonra yapılır.
Ancak, hac sa'yinin ihramlı halde (yani ihramdan çıkmadan) yapılması şart değildir. Belirli menasik tamamlanıp ihramda çıktıktan sonra. (ihramsız olarak} da yapabilir.
Hac için ihrama giren kimse, kurban bayramının ilk gününden önce ihramdan çıkamayacağı için, hac sa'yini Arafat vakfesinden önce yaparsa, ihramlı olarak yapar. Arafat dönüşü ziyaret tavafından sonra yaparsa, ihramsız olarak yapabilir. Efdal ve sünnete uygun olan da budur.
Umre sa'yinin ise, umre tavafından sonra, henüz tıraş olmadan, ihramlı olarak yapılması vaciptir.
Umre tavafından sonra, umre sa'yini yapmadan tıraş olan kimse, ihramdan çıkmış olur. Tıraş olduktan sonra ihramsız olarak yapılan umre sa'yi sahihtir. Fakat vacip terk edildiği (sa’yden önce traş olduğu) için ceza gerekir.

Sa’yi yürüyerek yapmak.
Hastalık, yaşlılık, sakatlık … gibi sebeplerle yürüyerek sa’y etmekten aciz olanlar, arabaya binerler.

Müzdelife Vakfesinin Yeri
Müzdelife ile Mina'yı ayıran "Muhassir Vadîsi" dışında, Müzdelife'nin her yerinde vakfe yapılabilir. Muhassir Vadîsi, mevkıf (vakfe yeri) değildir; orada yapılamaz. Kuzeh dağı civarında "Meş'ar-i Haram" yakınlarında yapılması sünnettir.

Müzdelife'de Vakfe'nin Zamanı
a) Hanefî Mezhebine göre, Müzdelife vakfesinin zamanı, kurban bayramının birici günü sabahı, fecri sadıktan güneşin doğmasına kadar olan müddettir.
b) Şafiî ve Hanbelîlere göre, Müzdelife vakfesinin zamanı, gece yarısından itibaren başlar. Gece yarısından sonra, kısa da olsa orada bir süre kalanlar, hatta oradan geçenler, vakfeyi yapmış sayılırlar. Gece yarısı, güneşin batmasından, tan yerinin ağarmaya başlaması (fecr-i sadık) anına kadar olan sürenin ortasıdır.
c) Malikîlere göre ise, güneşin batmasından fecr-i sadıka kadar, gecenin herhangi bir anında, develeri çöktürüp yüklerini indirecek kadar (ister gece yarısından önce, ister sonra olsun), Müzdelife'de bulunanlar, vakfe yapmış olurlar.
Müzdelife vakfesinden Fecr-i Sadıktan önce ayrılırlarsa güneşten doğmadan önce geri dönmelidirler.
Hanefî Mezhebinde Müzdelife vakfesi'nin zamanı, fecr-i sadık ile başlar. Fecr-i Sadık'tan önce Müzdelife'den ayrılan bir kimse, tekrar dönmediği takdirde, vakfeyi eda etmiş olmaz. Diğer üç mezhepte (Malikî, Şafiî ve Hanbelî Mezheplerinde) ise, fecr-i sadıkla vakfe zamanı çıkmış olur. Fecr-i sadık'tan sonra Müzdelife'ye ulaşanlar, vakfe'ye yetişmiş olmazlar.
Gecenin tamamını Müzdelife'de geçirmek ve ortalık iyice aydınlandıktan sonra Mina'ya hareket etmek ise, bütün mezheplerde sünnettir.
Belirlenen müddetler içinde, herhangi bir anda, kısa da olsa, ister uyanık, ister uykuda, ister bayılmış halde orada bulunan kimseler, Müzdelife vakfesini yapmış  sayılırlar. Çünkü Arafat Vakfesi gibi, Müzdelife Vakfesi için de niyyet ve ilim (Müzdelife'de olduğunu ve vakfe yaptığını bilmek) şart değildir.

Müzdelife ve Vakfesinin Sünnetleri
1) Vakit girince, sabah namazını kılmakta acele etmek,
2) Namazdan sonra telbiye, tekbir, tehlil, dua ve istiğfar ile, ortalık aydınlanıncaya kadar vakfeyi sürdürmek,
3) Mümkün olursa, vakfeyi "Meş'ar-i Haram" yakınlarında yapmak,
4) Ortalık iyice aydınlandıktan sonra, güneş doğmadan Mina'ya hareket etmek.

Müzdelife'de cem'i tehir vaciptir. Cemaatle olmasa dahi cem' ile kılınır.
Cem-i Tehîr, birincisinin vakti çıktıktan sonra, iki vakit namazı birlikte kılmaktır.
Hac'ta, Arefe günü, akşam ve yatsı namazlarını yatsı vakti girdikten sonra, Müzdelife'de cem-i tehîr ile kılmak Hanefî mezhebinde vaciptir.(Şafiîlere göre Müzdelife'de akşam ve yatsı namazlarının cem-i tehir ile kılınması vacip değil, sünnettir.) Bu namazlar, Arafat'ta veya yolda kılınmaz; kılınmışsa, yatsı vakti çıkmadıkça, Müzdelife'de yeniden kılınması gerekir 
Ebu Hanîfe ve İmam Muhammed'in görüşleri böyledir. Ebu  Yusuf'a göre Müzdelife'ye gelmeden Arafat'ta veya yolda akşam namazını kılmak mekruhtur; fakat kılınmışsa iadesi gerekmez. Arafat'ta veya yolda iken yatsı vaktinin çıkmasından endîşe edilirse, akşam ve yatsı namazları Müzdelife'ye gelmeden kılınır.)
Cem'i Te'hir tek ezan ve kametle yapılır.
Cem-i te’hirde iki farz arasında başka namaz kılmak mekruhtur. Bu itibarla akşam namazının sünneti ile yatsının ilk sünneti kılınmaz. Akşam namazının farzı kılınınca, ikamet yapılmadan yatsının son sünneti ile vitir kılınır. İsteyenler, yatsının farzından sonra akşam namazının sünnetini de kılarlar.

1. gün şeytan taşlama güneş doğmadan ve battıktan sonra mekruh (Dipnot 12)
Mazeret sebebiyle güneş battıktan sonra atmakta kerahet bulunmadığı gibi, yaşlıların ve kadınların gece atmalarında kerahet yoktur. Esasen buradaki kerahet, karanlıkta taşın mahalline atılamaması, başkalarına eza verilmesi ve eza görülmesi gibi sebeplerdendir. Günümüzde geceleri yeterli aydınlatma sağlandığından yukarıdaki sakıncalar bulunmadığı gibi, gündüzleri izdiham olduğu için, özellikle hasta ve yaşlı kimseler ile kadınların taşları gece atmalan daha uygun olur. İzdiham, meşru mazeretlerdendir. (bk. el-Hediyyetü'l-Alaiyye, 279)

2.-3. gün şeytan taşlamanın zevalden önce taşlamanın hükmü (Dipnot 13)
Teşrik (bayramın 2'inci ve 3'üncü) günleri, taşların zevalden önce atılmasını, dört mezhebin imam ve fakihleri caiz görmemişlerdir.
Ebu Hanîfe'den nakledilen zahir ve meşhür rivayet de böyledir. Ebu Hanîfeden, bayramın ikinci ve üçüncü günlerinde taşların zevalden sonra atılmasının efdal; zevalden önce atılmasının ise, caiz olduğu da rivayet edilmekte ise de, bu rivayetin Ebu Hanîfe'ye isnadı zayıftır ve müftabih değildir. (bk. Bedayiu's-Sanayi, 2/137, İrşadü's-sarî, 158-159; Mecamiu'l-menasik, 190).
Talebesinden İmam Hasan b. Ziyad'ın rivayetine göre, Ebu Hanîfe, 4'üncü günü beklemeyip, bayramın 3'üncü günü Mekke'ye dönecek olanların zevalden önce taş atmalarını caiz; zevalden sonra atmalarını efdal görmüştür. Üçüncü gün Mekke'ye dönmeyecek olanların, zevalden önce atmalarını ise caiz görmemiştir. (bk. Şerhu'l-İnaye ale'l-Hidaye, 2/185; Mebsüt li's-Serahsi, 4/68; irşadü's-sari, 158-161; el-Hediyyetü'l-Alaiyye, 283; Mecamiu'l-menasik, 191).
Ebu Yusuf ve imam Muhammed ile, diğer üç mezhebe göre, bayramın 4'üncü günü de taş atma zamanı, zeval vaktinden itibaren başlar; daha önce atılması caiz olmaz.
(İrşadü's-sarî, 161; Cevheratü'n-Nevvira  1/207 İst.)

İlk taşla telbiye biter
İlk taşla telbiye biter. Bundan sonra artık telbiye yapılmaz.

Vekaleten taşlatmanın ölçüsü
Vekaleten taşlatmanın ölçüsü ayakta namaz kılmaktan aciz olmaktır.
Baygının taşını arkadaşı veya çocuğun taşını velisi atar.
Baygının taşını arkadaşı veya çocuğun taşını velisi onların adına atar. Böyle olanlar için hiç atılmasa da bir ceza gerekmez.

Taş-baş-traş sıralaması
İmam Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre sünnettir.
İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre söz konusu menasikin bu sıraya göre yapılması, vacip değil; sünnettir. Bu itibarla, mazeret olmaksızın tertibe riayet edilmemesi mekruh ise de herhangi bir ceza gerekmez.
Diğer üç mezhepte de tertip vacip değil, sünnettir. Bu itibarla, söz konusu menasikin sırasının değişmesinden dolayı onlara göre de bir ceza gerekmez. Ancak, Malikî mezhebinde sadece taş atmanın, tıraş ve tavaftan önce olması vacip görülmektedir. Fakat Malikîlere göre de tıraş ile ziyaret tavafı arasında tertip vacip olma-dığı gibi; kurban ile taş atma, tıraş ve tavaf arasında da vacip değildir.

Ziyaret tavafında tertip,
Ebu Hanife de dahil, hiçbir müctehide göre vacip değildir. Diğer üç menasik (taş atma, kurban ve tıraş) arasında ise, sadece Ebu Hanîfe'ye göre vacip; diğer mezhep ve müçtehitlere göre sünnettir.

Tertibi Bozmanın Hükmü
Ebu Hanîfe'ye göre,
1) Akabe Cemresine taş atma,
2) Temettu veya kıran haccı yapanlar için kurban kesme,
3) Tıraş olma arasında tertibe riayet edilmesi vacip olduğundan, bu sıraya uyulmaması halinde ceza gerekir. Diğer müçtehitlere göre, söz konusu menasik arasında tertip sünnet olduğundan, riayet edilmediği takdirde ceza gerekmez. Ancak, mazeret olmaksızın sünnete uymamak mekruhtur.
Malikî Mezhebinde, taşlamanın, tıraş ve ziyaret tavafından önce yapılması vacip olduğundan, Akabe cemresine taş atmadan tıraş olan veya ziyaret tavafını yapan kişiye dem gerekir. Diğer menasik arasıda tertip, Malikî mezhebinde de vacip değil; sünnettir. Bu itibarla, henüz kurban kesmeden tıraş olmak, Akabe cemresini taşlamadan kurban kesmek, kurban kesmeden ziyaret tavafını yapmak yahut da her ikisinden (kurban ve tavaftan) önce tıraş olmaktan dolayı Malikîlere göre de bir ceza gerekmez.

Kendisi ihramlı iken başkasını traş etmenin hükmü
Tertibe uyulduğu takdirde, ifrad haccı yapanlar Akabe cemresini taşladıktan; temettu ve kıran haccı yapanlar ise Akabe cemresi'ne taş atıp kurbanlarını kestikten sonra, saçlarını kısaltır veya tıraş olurlar. Bu durumda olan kimselerin, saçlarını kendileri tıraş etmeleri veya kısaltmaları caiz olduğu gibi, henüz kendileri tıraş olmadan başkalarının saçlarını tıraş etmeleri veya kısaltmaları da caizdir. Fakat saçlarını kısaltmadıkça veya tıraş olmadıkça, ihramlıya yasak olan diğer fiil ve davranışları yapamazlar. (Ayrıca sayfa 160’d da var.)

Tıraş Olma veya Saçları Kısaltmanın Hükmü
Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması ile ihramdan çıkılmış olur.

Ihram'dan çıkma, "elbise giyme, koku sürünme; saç, sakal, bıyık ve tırnak kesme, avlanma, cinsî ilişki..." gibi yasakların kalkması demektir. Hac'da cinsî ilişki dışındaki yasakların kalkması ve cinsî ilişki yasağının kalkması olmak üzere iki tehallül (ihramdan çıkış) vardır. Bunlardan birincisine "küçük tehallül' veya "ilk tehallül" ikincisi ise "büyük tahallül" yahut "ikinci tehallül" denir.
a)İlk Tahallül
Hanefî mezhebinde, (cinsî ilişki dışında ihram yasakların kalkmasını sağlayan) ilk tehallül, ancak tıraş ile olur.( Akabe cemeresine taş atan, kurban kesen hatta ziyaret tavafını da yapan kimse, -tıraş olmadıkça- ne küçük, ne de büyük tehallül ile ihramdan çıkmış olur. Fakat bunlardan hiçbirini yapmadan, sadece tıraş olan kimse, küçük tehallül ile ihramdan çıkmış olur ve kendisinden cinsî ilişki dışındaki ihram yasakları kalkar. Ziyaret tavafını yaptıktan sonra cinsî ilişki yasağı da kalkar. Ziyaret tavafını daha önce yapmışsa, tıraş olmakla, küçük ve büyük her iki tehallül birden gerçekleşir. Fakat tıraş olmadıkça, ziyaret tavafını yapmakla, ne küçük, ne de büyük tehallül ile ihramdan çıkmış olur.) İhramdan çıkmış olmak için, (taş atma, kurban kesme ve tıraş arasındaki) tertibe uyulması gerekmediği gibi, tıraştan önce taş atma ve kurban kesme menasikinin yapılmış olması da gerekmez. Bayramın birinci günü tan yeri ağardıktan sonra tıraş olan bir kimse, önceden ister taş atmış ve kurban kesmiş olsun, ister olmasın, "İlk tehallül" gerçekleşmiş, yani cinsî ilişki dışındaki ihram yasakları kalkmış olur.

İlk tehallülü sağlayan menasik mezheplere göre nedir?
İlk tehallülü sağlayan menasik; Hanefilere göre “traş”; Maliki ve Hanbelilere göre “Akabe cemresine taş atma” Şafiilere göre ise, “taş atma”, “traş ve ziyaret tavafından ikisi”dir.

Veda tavafı yapmadan Mekke'den ayrılan hayızlı kadın
Veda tavafını yapmadan, ay halini gören ve temizlenmeden Mekke'den ayrılan kadınlardan veda tavafı sakıt olur. Bundan dolayı ceza da gerekmez.
Ancak, yola çıkmak üzere hazırlanmış bile olsalar, henüz Mekke'den ayrılmadan temizlenen kadınların, gusledip veda tavafını yapmaları vacip olur.

Veda tavafı, -veda tavafına niyet etmediği nafile tavaf da olsa- ziyaret tavafından sonraki ilk tavaftır.
Niyyet. Hangi tavaf olduğunu belirtmeden, mutlak olarak tavafa niyyet yeterlidir. Hatta ziyaret tavafından sonra, -veda tavafını daha sonra yapmak düşüncesiyle, - nafile tavaf yapmış olan bir kimse, veda tavafını yapmadan Mekke'den ayrılmış olsa, nafile niyyetiyle yaptığı tavaf, veda tavafı sayılır.
Veda tavafını yapmadan Mikat dışına çıkarsa, dönmesi vacip değil fakat dem var.
Ziyaret tavafının edasından itibaren, Mekke'den ayrılıncaya kadar olan müddettir. Ziyaret tavafından sonra yapılan her tavaf, veda tavafı sayılır. Mekke'den ayrılıp mîkat sınırları dışına çıkılmadıkça vakti sona ermiş olmaz. Veda tavafını yapmadan Mekke'den ayrılmış olan kimsenin, mîkat sınırını çıkmadıkça ihramsız olarak Mekke'ye dönmesi vacip değildir, dem gerekir. Fakat ihramlı olarak dönüp eda ederse, (yani yeni bir umre yapmak üzere ihram'a girip, umre dönüp eda etmesi vaciptir. Mikat sınırından dışarı çıkmışsa, tavafından sonra veda tavafını da yaparsa) dem düşer.

Veda tavafını yaptıktan sonra hemen Mekke'den ayrılmak şart mıdır?
Hanefî Mezhebinde, veda tavafını yaptıktan sonra hemen Mekke'den ayrılmak, başka bir deyişle, veda tavafını yola çıkılacağı zaman yapmak şart değildir. Veda tavafını yaptıktan sonra BİR MÜDDET DAHA Mekke’de kalıp sonra ayrılan kimselerin yeniden veda tavafı yapmaları gerekmez. Şafiî ve Hanbelî mezheplerinde veda tavafının Mekke'deki bütün işler tamamlanıp yola çıkılacağı zaman yapılması gerekir. Veda tavafından sonra, yol hazırlığı ve yolculuk için satın alınması lüzumlu şeyler dışında başka şeylerle meşgul olunduğu takdirde, veda tavafının iadesi gerekir.

Hac hutbeleri Zilhicce'nin 7. günü Kabe'de öğle namazından sonra başlar
1. Hutbe , Zilhicce'nin 7. günü Mekke Haremi Şerif’te öğle namazından sonra
2. Hutbe , Arefe günü Zilhicce'nin 9. günü Nemire Mescidinde Cemi takdimle kılınan öğle ve ikindi namazından önce okunur.
3. Hutbe ,Bayramın ikinci günü Zilhicce'nin 11. günü öğle namazından sonra Mina’da Mescid-i Hayf’da okunur.
Cemarat günlerinde Mina'da gecelemenin hükmü sünnet, üç mezhepte vaciptir

Kıran haccında, umre ile hac arasında, Mekke'den ayrılıp  sonra geri dönerse
Kıran haccında, umre ile hac arasında, Mekke'den ayrılıp, gerek memleketine, gerek başka bir yere gidilmekle kıran haccı değişmez.

Mezleplere Göre En Faziletli Hac Şekli
Bu üç nevi hacdan hangisi yapılırsa yapılsın, hac farîzası eda edilmiş olur.
Ancak Hanefî mezhebinde bunların en fazîletlisinin "kıran haccı" olduğu kabul edilmiştir. Sonra temettu, daha sonra ifrad fazîletlidir. Ebu Hanîfe'den, ifrad haccının, temettudan efdal olduğu da rivayet edilmiştir. (Hidaye ve Fethu'l-kadîr, 2/210)
Şafiî ve Malikîlere göre en fazîletli hac, "ifrad haccı"dır. Sonra kıran, sonra temettudur.
Hanbelîlere göre ise en fazîletli hac "temettu haccı"dır.
Bu konuda her mezhebin görüşünü destekleyen deliller vardır.
Yaptığı haccın fazîletli olması için, kişinin dikkat edeceği en önemli şey, ibadetlerini elinden geldiğince, huzür, huşü ve ihlasla eda etmeye çalışmaktır.

Erkeklerin İhramı ve ayakkabıları
Erkekler, giymekte oldukları bütün elbiselerini soyunup, sadece "izar" ve "rida" denilen iki parça ihram örtüsüne, -usülüne göre - sarınırlar. Başları açık ve ayakları çıplak durur. Ancak ayaklarına, topukları ve mümkün mertebe üzeri açık ayakkabı ve terlik giyebilirler.
Bellerine kemer bağlamalarında ve omuzlarına çanta asmalarında bir sakınca yoktur. Kolları-nı giymeden omuzlarına palto veya ceket almaları, başlarına değdirmeden şemsiye kullanmaları ve gölgelenmeleri de caizdir. Ancak, vücüdun üst kısmını örten ridanın uçlarını birbiri-ne bağlamak veya iğne ile tutturmak, ceza gerektirmez ise de mekruhtur. Bu itibarla izar ve rida , yeteri kadar geniş olmalıdır.
İzar ve ridanın yenisi, yıkanmış olandan; beyaz olanı, diğer renklerden efdal görülmüştür.
Hanımlar, normal elbise ve kıyafetleriyle ihrama girerler. Onların elbise, kapalı ayakkabı, çorap ve eldiven giymelerinde bir sakınca yok-tur. Başlarını da örterler, yalnızca yüzlerini açık tutarlar. Yüzlerini örtmeleri cezayı gerektirir.

İhram namazı Nasıl Kılınır
Kerahet vakti değilse, ihramın sünneti niyetiyle, iki rek'at "ihram namazı" kılarlar. (ilk rek'atta Fatiha'dan sonra "Kafirün", ikinci rek'atte ise "İhlas" sürelerinin okunması efdaldir.)

Ziyaret tavafını yıllarca yapmasa da cinsel yasak devam eder
Ziyaret tavafını yıllarca yapmasa da cinsel yasak devam eder Her ilişki için ayrı ceza gerekir.
İlaç kullanarak ayhalini geciktiren kadınlar tavaf yapabilir. (Dipnot 17)
ilaç kullanarak ay halini geciktiren hanımlar, akıntı başlamadıkça temizlik dönemi içinde sayılırlar. Çünkü hayz, akıntı demektir.
Hayız ve nifas denilen özel halleri sebebiyle ziyaret tavafını "eyyam-ı nahr" dan sonra yapmak ve veda tavafı'nı terketmekle kendilerine ceza gerekmez.

Temettü ve Kıran haclarına niyet edip hayız hali sebebiyle Umre yapamayanlar
Ay halinde iken, ihrama giren veya ihrama girdikten sonra ay hali gören kadınlar, tavaf dışında haccın bütün menasikini yapabilirler. Tavaf için "hadesten taharet" vacip olduğundan, hayız ve nifas hallerinde kadınlar tavaf yapamazlar. Yaparlarsa ceza gerekir.

Bu durumda olan bir kadın, kudum veya umre tavafını yapmadan, Arafat vakfesini yapmak mecburiyetinde kalırsa:
a) İfrad haccı yapmak üzere, sadece hac için ihrama girmişse, temizlendikten sonra ziyaret ve veda tavaflarını yapar. Kudüm tavafını terketmesi sebebiyle bir şey gerekmez; haccı tamam olur.
b) Temettu haccı yapmak üzere, umre için ihrama girmişse, Arafat'a çıkılacak zamana kadar temizlenmesini bekler. Temizlenmezse veya temizlendikten sonra umre tavafını eda etme zamanı ve imkanı olmadan Arafat'a çıkmak zorun-da kalırsa, "hac için niyyet ve telbiye" yaparak, umre ihramını iptal eder. Hacdan önce umre yapmadığı için, "ifrad haccı" yapmış olur; şükür kurbanı kesmesi gerekmez (19 Diğer mezheblere göre, hac için niyyet ve telbiye yapmak-la, umre ihramı ile hac ihramı birleşmiş sayıldığından, "kıran haccı" yapmış olur. Bu sebeple kıran hedyi kesmesi gerekir. Fakat hacdan sonra umre için ayrıca tavaf ve sa'y yapmaz. Hac için yapılan tavaf ve sa'y, umre için de yeterli olur. (Nureddin itr, el-Haccü ve'l-umre, 235-236) Ancak, hacdan sonra bu umre'yi kaza eder ve iptal ettiği için, ceza kurbanı keser (20 Mecmeu'l-enhur, 1/289, Ist., 1328)
c) Kıran haccı yapmak üzere, hem umre hem de hac için ihrama girmişse, umre tavafından önce Arafat vakfesi yapmakla, umresini iptal etmiş sayıldığından, "ifrad haccı" yapmış olur.
Kıran için şükür kurbanı kesmesi gerekmez.(21 Diğer mezheplere göre, bu durumda da umre iptal edilmiş olmaz. Kıran hedyi kesmek gerekir. Umre için, hacdan sonra ayrıca tavaf ve sa'y gerekmez. Hac için yapılan tavaf ve sa'y, umre için de yeterli olur.) Hacdan sonra bu umre'yi kaza eder ve ayrıca ceza kurbanı keser (22 Mebsut, 4/35-37; İrşadü's-Sarî, 171-172)

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git